6 Şubat 2016 Cumartesi

Melih Emre'm...

Hayatınıza bazen biri girer... Önce rahatsızlandım sanar doktora gidersin, bir bakarsın ki bir misafir var içinde... Her şeyini değiştirirsin; hayat tarzını, yemeni,içmeni,hareketlerini... 
Benim oğlumun hikayesi de böyle başladı işte... 
3 farklı doktor çocuğun olması zor demişti üniversite yıllarımda. Zor da olsa bu fikre alışmıştım.. Bir kaç yıl sonra evlendim. Hemen ardından da (1 aylık evli iken) hamile olduğumu öğrendim. 
Kozmetik delisi olan ben bırakın saç boyamamayı, 9 ay boyunca ne dışardan yoğurt tükettim ne de makyaj yaptım. Hatta şampuan kullandığım için bile vicdanım sızlıyordu. 2 defa kanama geçirsem de çok ama çok sağlıklıydı bebeğim. Öyle ki ikili tarama testimiz 1/10000 çıkmış; doktorum üçlü taramaya bile gerek görmemişti. 
Allah çocukluğumdan beri ettiğim duaları kabul etmiş; bana bir erkek çocuk vermişti sonunda. Kilosu iştahı yerinde bir bebekti...Çok da akıllıydı... 3 aylıkken çıngırağını tutup çeviriyordu. Her gören 6 aylık sanıyordu. Kıyafetleri, bezi, biberonu, oyuncağı (1 tane oyuncağı oldu sadece) her şeyini haftalarca araştırıp öyle alıyordum. En iyisi en sağlıklısı neyse onu seçmeye çalışıyordum her anne gibi... 
Oğlum 105 günlükken ishal ve kusma yaşamaya başladık. Normal diyordu çevremdeki herkes; her bebekte olurmuş. Dayanamadım 107 günlükken doktora götürdük. İzmir'in en tanınan çocuk doktorlarından biriydi doktorumuz (ki 6 çocuk doktoru değiştirdim çünkü hiç bir doktoru oğlumu muayene etmeye layık göremedim hep içime sinmeyen bir şeyler oldu) 
O gün tahlillerimiz yapıldı kan ultrason röntgen. Sadece hafif akciğer enfeksiyonuymuş; örtünerek uyuyan her bebekte olurmuş. Peki dedik eve geldik. 
O gün babamızın doğum günü ama babamız şehir dışında; gece ona bir video gönderdik ama ishalden ötürü biraz kilo vermişti paşam. Sonra babamız bize iyi geceler diledi ve yattı. 
Benim tontonum bir noktaya bakmaya başladı bir kaç dakika hareketsiz kaldı. Elini tuttum kendini koyuverince hemen en yakın özel hastaneye götürdük. 2 saat müdahale yapıldı. Kurtulamadı. Herşeyim dediğim biricik yavrum artık yoktu.
Allah düşmanıma bile yaşatmasın... Yaşarken ölmenin; her gün uyandığında bir gün daha yaklaştım oğluma demenin daha büyük bir tarifi yok. 
Şimdi yaklaşık 4 ay geçti oğlumu kaybedeli ama inanın günler geçtikçe acısı azalmıyor; aksine artıyor...Daha çok acıyor can... Ucu bucağı olmayan bir özlem...
Peki ben bu bloğu neden yaptım? 
Sürekli kendime iş icat edip durmamın bir parçası da ondan. Siz ister okuyun bu yazdıklarımı; ister okumayın... 
Yazıp rahatlamak istedim (Rahatlayabilirsem) Belki bir gün şiir paylaşırım bir gün yemek tarifi ertesi gün pilates videosu koyarım.. Kim takip etmiş kim etmemiş gerçekten ilgilenmiyorum. 
Çünkü delirmemek zorundasın, hayatta kalmak zorundasın.. Oğluma doğru zamanda ve doğru şekilde kavuşmak zorundasın diyorum sürekli...
Rabbim hiç bir kulunu; beni anlayacak duruma getirmesin...

2 yorum:

  1. Merhaba. Ben sizi çok iyi anlıyorum çünkü ben de 10 Haziranda 8 aylık Zeynebimi kaybettim. Allah yardımcınız olsun. Sergül hanımın sayfasında bir yorumunuzu gördüm. Dünyanın en zor şeyi evlat acısı. Allahım cennetinde kavuştursun inşallah

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba.öncelikle yazdığınız için çok mutlu oldum. Ama tabi keşke bi yemek tarifi yada yeni çıkan bi allık yorumunun altında kesişseymiş yollarımız. sizin acınız bizden daha taze ama emin olun bunun bi ayı da aynı 10 yılı da. Sergül hanıma imreniyorum bi şekilde tutunmaya çalışıyo hayata. Çabalıyo. Ben beceremedim beceremiyorum galiba. siz alışabildiniz mi? Tutunabildiniz mi? sevgiler..

      Sil